Yakın zamanda gazete manşetlerinde sık, sık okuduğumuz kredi kartı yüzünden işlenen cinayetler ve arkasından yaşanan intihar olayları. Haber genelde şöyledir. “Cinnet geçiren bir baba iki çocuğunu, karısını öldürdükten sonra intihar etti. Evde yaşanan bu korkunç olayı komşular polise haber vererek engellemek istedi, ancak polis eve geldiğinde yerde dört cesetle karşılaştı. Olayla ilgili yapılan araştırmada son günlerde evde yaşanan kredi kartı borçları yüzünden çıkan kavgaların sebep olduğu sanılmaktadır. Soruşturma devam etmektedir.”İlgililer, cinnet olaylarında ani depresyon yaşayanların şoka girdiğini, akli dengesinin bozulduğunu ve cinnet geçirerek bu olayları yaptığını ve % 15’in olaydan sonra intihar ederek hayatlarına son verdiğini belirmektedirler. Özellikle bu olaylarda kişiler cesaret arttırıcı olan alkol ve uyuşturucu gibi materyalleri kullanarak, düşünce ve dengeyi harap edip, istem dışı davranışlara itilmektedir. Bu olaylarda uzun zamandır oluşan küçük birikimler artık patlama noktasına ulaşarak, küçük bir etkiye alkol ve uyuşturucudan aldığı cesaretle büyük tepki göstererek istenmeyen olayların yaşanmasına sebep olduğunu göstermiştir. Eğer kişi çevresine, ailesine zarar verdiyse, onu kötü bir son beklediğini bildiği için çoğu insan olaydan hemen sonra intihar ederek son noktayı koymak istemektedirler.
Geçmişte, bugün kullandığımız teknoloji harikalarının hiç birini görmedik. Şimdiki gençler Televizyon, bilgisayar, cep telefonları ile her şeyi anında görüyor, konuşuyor, öğreniyor küçücük kafaları ile kavrayıp büyükler ile tartışarak tepkilerini gösterebiliyorlar. Çocuklarımız, Bilgisayar ve İnternet zamanını yaşıyor. Tüm bilgiler bu araç sayesinde ayaklarına kadar geliyor. Bu teknoloji, insan ve iş hayatında pek çok kolaylıklar sağladığı da bilinen bir gerçek. Yararlarını saymakla bitiremeyiz. Ben, bu yazılarımı bu teknikten yararlanarak hazırladım. Pek çok kaynaktan bu konu hakkında bilgiler edindim. Bizi ilgilendiren tarafı, getirdiği zararları. Bu araç, kötü niyetli insanların elinde ölümcül de olabiliyor. Son günlerde basınımızda çıkan bu tür yazılarda, bu düşüncede olan kişilerin çocukların bilgisayar ağına girerek yayınladıkları ve ne olduğu konusunda henüz kimsenin bilemediği, belki de bilinçli olarak çocuklarımızı kötü amaçlarına alet etmek istedikleri bazı psikolojik yayınlarla, resimlerle henüz olgunlaşmamış beyinleri etkileri altına alarak, hiçbir neden yokken, ailevi sorunları olmadığı, maddi sorunlar yaşamadığı halde içine kapanık, duygusal yapıda insanları intihar ettirecek kadar rahatsız etmeleri.
Anlaşılan teknoloji, eğitimden, görgüden daha hızlı ve çabuk değişiyor, bizler kullanmasını bilmiyor ya da ona ayak uyduramıyoruz. Bu yüzden hem maddi hem de manevi kayıplara uğruyoruz. Amacından uzaklaştırarak, tatminkârsızlığa dönüştürüyoruz. Önümüzde canlı örnekleri yaşanırken ve akıbetlerinin ne olduğunu biliyorken hâlâ aynı hataları yapmaya devam ediyoruz. Belki de bunları bir başkasının ikaz etmesi yerine kendimizin görmesi ve yaşaması gerekmektedir, o zaman daha etkili olabilir. Ancak, üzüntü ve çekilen sıkıntılar yüzünden pek çok anne ve baba sıkıntıya düşmekte ve hatta bazılarının hayatına maal olmaktadır. Artık teknolojiden bahsediyorsak, cahillik, bilgisizlik, eğitimsizlik, geride kaldı, suçu buraya yüklemek yanlış olur. Teknolojinin bizlere gerçekten pek çok güzellikler kazandırdığını biliyoruz ve inkâr da etmiyoruz. Şimdi bize üzen ve üzerinde durmamız gereken şey getirdiği yanlışlarından ve tehlikelerinden kendimizi nasıl koruyacağımız olmalıdır. İşte asıl mesele burada yatmaktadır. Bana göre bunun sırrı, aklımızı, mantığımızı çok iyi kullanarak doğruyu bulmaktan geçer. Hatalar olabilir, yapılabiliriz ama en önemlisi, eğer doğruyu bulmak için çaba sarf ediliyor, uğraşılıyorsa insanlar o zaman daha az hata yapar. Eğer sorunu düzelteceğimiz yerde içindeki yanlışa başka yanlışlar eklenerek yapılıyorsa, o zaman kendimize daha büyük yaralar açabilir altından kalkamayacak zararlara sürükleyebiliriz. Çünkü yanlış yanlışı getirir. Bu nedenle işi uzmanı ile yani bu işi sorunu çözebilecek doğru insanı bulmakla mümkündür. Bir örnek vermek istiyorum. Sigaranın sağlığımızı bozduğunu herkes biliyor ve bu yüzden sigara paketlerinin üzerinde “sağlığa zararlıdır” yazılarak insanlar uyarılıyor. Sigaranın sağlığı bozduğu bilinen bir gerçek ve bile, bile onu içmek gibi. Doğru olanı, sigarayı hiç içmemek, çünkü bu içildiğinde sağlığımız bozulacak ve beklide bizi acılar içinde öldürecek. Çevremizde bu örnekleri yaşıyor ve görüyoruz. Aklımızı ve mantığımızı kullanarak sigaranın bizi acılar içinde öldüreceğini düşünerek onu yanımızda barındırmamaktır, hastalandığımızda bunun farkına varıyor ve bir daha içmemeye söz veriyoruz. Böyle düşünelim. Bir başka olayda, kredi kartımızın limitini aştığımızda onu ödeyememek gibi bir sorunla karşılaşacağımızı ve beklide sıkıntı çekebileceğimizi düşünmemiz gerektiğidir. Bu yüzden cinnet geçirerek hem kendini hem de ailesini öldürenleri düşünebiliriz. Cep telefonu ile saatlerce konuşarak faturasının yüksek geleceğini ve ödemekte sıkıntı çekileceğinin bilinmesi gerekmektedir. Bu örnekleri gördüklerimizle ve yaşadıklarımızla çoğaltmak mümkündür. Kısacası ayağımızı yorganımıza göre uzatmamız gerekiyor. Başkalarının başına gelenleri, yaşananları bizlerde aynı şekilde devam ettiğimiz sürece bir gün mutlaka başımıza geleceğini ve kapımız çalacağını, aklımızdan çıkartmamalıyız. Teknoloji bize burada her şeyi gözler önüne sermektedir. Basında ve TV de yayınlarında bunlar halkımıza açıkça anlatılmakta ve insanların kendilerini bu tür tehlikelerden korumaları istenmektedir. İnsanın bile, bile kendini ateşe atması da bir nevi intihardır.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder